SANAT

Mimarinin Öğretici Gücü

Tasarım sonsuz bir yolculuktur. Bu yolculukta bize yön veren, cesaretlendirense bilgiyle desteklenmiş fikirlerdir. Aslında aktarılan tasarım bir fikrin ürünüdür. Kimi kelimelerin yan yana gelişini tasarlar, kimi buluşlar yapar. Kimi notaları kullanır; dinlerken iliklerinize kadar hissedersiniz, kimi de renkleri, fırçaları kullanır; izlerken birlikte aynı yolculuğa çıkarsınız. Siz neyi tasarlamak istersiniz? Hangi fikirleri yanınıza almayı dilersiniz?

İşte eğitim ve öğretim süreci tam da bunun içindir. Bu süreçte birçok farklı yolculuğa çıkar ve kendi rotanızı oluşturursunuz. Çok yönlü ve karmaşık bir süreç olan eğitimin en önemli bileşenlerinden biri “eğitim yapıları”dır. Eğitim mekânları, toplumun kültürünü, değer ve dünya görüşlerini yansıtmaktadır. Bu sebeple eğitim mekânlarının kalitesi ülkenin eğitime karşı sorumluluğunun simgesidir. Sağlıksız koşullara sahip ortamların, eğitimi olumsuz etkilediğine dair birçok araştırma yapılmıştır. Kaliteli, yüksek performanslı, iyi tasarlanmış, esnek ve eklemli elemanlara sahip yapıların öğretme ve öğrenme süreci üzerine doğrudan veya dolaylı olarak pozitif etkileri bulunmaktadır.

Mekânlar tanımlanır ve uygun olabilecek fonksiyonlar yüklenir, esnek elemanlar ise mekânların farklı fonksiyonlara dönüştürülebilmesini sağlar. Bu belirlenen fonksiyonlar doğrultusunda insan davranışları şekillenir. Eğitim yapıları, eğitim ile ilgili değişimlere cevap verebilecek esneklikte olmalıdır. Bu nedenle, eğitim ve öğretimde çok önemli bir yere sahip olan sınıflar, küçük kapalı kutular olmak yerine gerektiğinde koridorla gerektiğinde yanındaki diğer birimlerle birleşebilen, farklı aktiviteleri destekleyecek esnek mekânsal organizasyona sahip olacak şekilde tasarlanmalıdır. Çok yönlü öğretme ve öğrenme olanağı sağlanması mimari tasarımda önemli bir unsurdur.

Mimari tasarımda çevrenin büyük bir etkisi bulunmaktadır. Kırsal alanlarda bulunan eğitim yapılarına baktığımızda; büyük bir parsel üzerine kurulmuş olup fiziksel çevre konusunda verimli ancak tasarımdan yoksun olduğunu görüyoruz. Buna sebep olarak genelde düşük bütçe ve zaman yetersizliği gösterilir. Oysaki Gana’da kırsal bir alanda bulunan  “InsideOut School” düşük bir bütçe ile 60 günde inşa edilmiş, tasarımı ile birden fazla ödül almış bir projedir. Resimlerde görüldüğü gibi iç alan ile dış alan arasındaki sınırı bulanıklaştıran, standart içe dönük sınıflara alternatif sunan ve yerel bilgi birikimine değer vere bir tasarım yolu izlenmiştir. 

Okul yapısını bir kent modeli olarak düşünürsek; fiziksel çevre okulun sosyal kalbi yani şehrin merkezi olurken, koridorlar ise şehrin içinde yürüdüğümüz sokaklar olarak gözümüzde canlanacaktır. öğrencilerin en çok vakit geçirdiği bu alanlar eğitimi yaymak için geniş, şeffaf ve aktif olmalıdır.

Şehir merkezlerinde bulunan eğitim yapılarında ise bunun tersi bir durum söz konusudur. Bu bölgelerde fiziksel çevrenin yetersiz olduğu, içe dönük yapılar görülmektedir. Hâlbuki eğitimi sınıfların dışına taşıyan Hertzberger okul tasarımlarında, yapıyı bahçe duvarı ile çevirerek dünyadan soyutlamak yerine okulu topluma açmayı hedeflemiştir. Aynı zamanda “güven” kavramı konusunda da oldukça hassastır. Ona göre çocuğun kendini en güvende hissettiği yer evi olduğu için, okul tasarımlarında ev hissi oluşturulursa öğrenciler kendini güvende ve okuluna ait hissedeceklerdir. 

Mimari tasarımda kalıcılık ve tüm zamanlara hizmet etmek mimarın ulaşacağı en üst noktadır. Yapılan tasarım toprağın üstünde belirgin bir biçimde mimarıyla birlikte ayakta kalır ya da mimarı ile birlikte yok olur. Mimarın sorumluluğundaki, düşünülmüş bir fikre dayanan, aktif ve doğru tasarım dünyaya ve geleceğe bırakılan değerli bir mirastır.

Yazar

Fatma Betül BAYRAKTAR         

Kaynakça

www.archdaily.com

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Yorum

  1. Ahmet hakan says:

    Çok eğitici öğretici bir yazı olmuş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir