EĞİTİM

Öğretimden İbaret mi Eğitim?

Pandeminin etkisi ile daha çok gün yüzüne çıkan farkında olduğumuz ya da olamadığımız; hissettiğimiz ya da hissedemediğimiz bir değişimin ve dönüşümün içerisindeyiz. Hiç şüphesiz bu değişim ve dönüşümden nasibini almış en önemli konulardan bir tanesi de eğitim ve öğretim anlayışımızdır.

İstendik yönde davranış geliştirme anlamına gelen eğitimi, öğretimde neredeyse yok etmiş; bu yönüyle kendimizi sadece sınav ya da var olan müfredatı yetiştirme kaygısı içinde bulmuş durumdayız.

İnsan yetiştirmenin en önemli konusu eğitim iken çocuklarımızın ruhsal ve manevi gelişimleri yok sayılarak, onları puansal kalıpların içerisine hapsediyor ve kendimizi, onları en yüksek puanlı okullara yerleştirmek gayesi ve gayreti içerisinde buluyoruz. Netice itibariyle de nezaketten uzak ama sınavda derece yapacak; saygısız ama matematik sorularını çerez niyetine tüketecek; samimiyetsiz ama anne babasının gururu (!) olacak çocuklar yetiştirmiş oluyoruz. Çocuklarımız ise ne yazık ki ihtiyaçlarının sadece bu olduğuna inanıyor; ancak akademik yeterliliği varsa kendisini başarılı, saygın, mutlu ve huzurlu görüyor. Diğer yandan akademide başarısız olan çocuklar, kendilerini toplum içinde kabul görmeyen, asalak ve itibarsız bireyler olarak kabul ediyor, ahlaki değerleri önemsemez hale geliyor.

Kötü bir tablo çizmek, içinizi karartmak, umutsuzluğa sevk etmek derdinde değilim. Yalnız okulların kısa süreliğine de olsa açılacağının açıklanması üzerine yapılan eleştiriler ile öğrenciye, eğitim ve öğretime bakışımızın nasıl evrildiğini üzülerek dile getirmek istedim. 

Son günlerde şu serzenişleri hepimiz duymuşuzdur, belki bizler de dillendirmişizdir:

“Zaten dönem sonu gelmiş, neredeyse müfredatı tamam etmiş iken hatta sınavları bile yapıp notları girmiş iken bu okulların açılması da neyin nesi!” değil mi ya, nereden çıktı şimdi!

Okula gelecek öğrencilerimize, bitmiş müfredattan ne anlatacağımızı düşünmek, dersin sonunu nasıl getireceğimizi hayal dahi edememek derdine düşmüyor muyuz zaman zaman? Düşüyoruz; çünkü çocuklarımızın sadece soru çözmelerini gelişim zannediyor ve bunu tek ve son  gerçek zannediyoruz.

Soru çözmek ile sorunların çözülemeyeceğini unutuyor; Matematik, Fen Bilimleri gibi derslerden çok soru çözmek suretiyle iyi ve donanımlı insan olunamayacağını görmek, duymak ve bilmek dahi istemiyoruz.

Oysa ki okullarımız sadece bilim merkezleri değil aynı zamanda davranış kazandırma, temel insani değerleri benimsetme ve geliştirme merkezleridir. Aynı zamanda modern zamanın getirdiği olumsuz durumlar karşısında okullarımız, öğrencilerine iyiyi, güzeli ve doğruyu tercih edebilmeleri için seçenekler sunar ve tercihlerini uygulama noktasında yönlendirmelerde bulunur.  

Artık insanlar arasında bazı duyarlılıklarımızın kaybolmuş olduğunu, şiddet eğilimlerinin arttığını, yalanın çok rahat söylendiğini, anne-babaya ve öğretmene karşı gelmenin marifet sayıldığını, toplumsal sorumluluk bilincinden uzaklaşıldığını, madde bağımlılığının ve intiharların arttığını çokça görüp duyar olduk. Bütün bunlar da gösteriyor ki eğitimsiz öğretime zamanla ayak uydurmaya başladık. Eğitimin katkısını göz ardı ederek okulun sadece bilgi verme ve bilgileri verildiği şekliyle geri alma yeri olarak görmeye başladığımızı ve bu haliyle kanıksadığımızı üzülerek dile getirmek zorundayım.

Bir an evvel çocuklarımızın zihinlerini bilgiyle doldururken bir yandan da gönül dünyalarına katkı sağlayıp sevgi ve saygıyla ruhlarını doldurmalı, ahlaklı bireyler olarak yetişmeleri için çalışmalar yapmalıyız. İdealist ve ahlaklı bireyler yetiştirmek biz büyüklerin, özelde eğitim camiasının büyük bir özveri ile çalışmasına bağlı.

Ömer Muhtar “Çocuklarınıza sütle birlikte Kur’an’dan da öğütler verin. Boyları büyürken, kalpleri ve bakış açıları da büyüsün” demiştir. Ben de bu bağlamda şu sözü söylemek istiyorum: “Çocuklarımıza akademik bilgiler ile beraber ahlaki ilkeler de verelim ki et ve kemik, kan ve irin bir anlam taşısın ve insan-ı kâmili oluştursun.”

Yazar

Hamza NAYIR

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir