EBEVEYN EĞİTİM

Koca Siyah Bulut: Sınav Kaygısı

“ Kaygı Nedir? Ertesi gündür.” 

Soren Kierkegaard

Psikoloji literatüründe kaygı, kişinin duygusal, düşünsel ve fiziksel olarak baskı altındayken gösterdiği tepki olarak tanımlanır. Esasında kaygı yaşamın devamlılığını sağlayan temel yaşam güdülerinden birisidir. Nitekim tehlike anında insandaki “savaş ya da kaç” mekanizmasını harekete geçiren ve hayatta kalmayı sağlayan duygu kaygıdır. Yaşanan bu sürecin sınav gibi spesifik durumlara uyarlanmış hali ise sınav kaygısının temelini oluşturur. Kişi genel olarak kaygıyı; geleceğe dönük karamsarlık, başarısızlık fikri, tedirginlik, umutsuzluk gibi duygularla iç içe geçmiş şekilde tanımlar. 

Kaygının insandaki yansımasını belirleyen en önemli şey, seviyesidir. Düşük düzeyde bir kaygı kişide ders çalışmaya yönelik motivasyonun düşük olmasına sebep olur. Aşırı kaygı anında ise beyin bazı hormonlar salgılar. Bu hormonlar düşünmenin bloke olmasına yol açar. Beyinde öğrenmek için gerekli olan protein zincirlerinin kurulması engellenir. Sınav kaygısı nedeniyle bildiklerini unutan öğrencilerin durumu bundan ibarettir. Orta düzeyde bir kaygı ise motivasyonu ve dikkati yüksek tutarak başarının artmasını sağlar.

Aslında kaygıya sebep olan şey yaşanan olaydan ya da durumdan ziyade insanın onu algılayış biçimidir. Çoğu öğrenci sınav başarısını kişiliğinin bir değerlendirmesi olarak görür. Başarısız olursa çevresindeki kişilerin, özellikle de ailesinin onu eskisi kadar sevmeyeceğini ve onların beklentilerini boşa çıkaracağını düşünür. Bu düşünceler zihinde çok sık dolaşır ve öğrencide kaygı seviyesinin artmasına sebep olur. Ancak kaygıya sebep olan şey yalnızca öğrencinin sınava yüklediği anlam değildir. Aynı zamanda yeterli ve verimli çalışamayan, zamanı iyi yönetemeyen ve gerçekçi-ulaşılabilir hedeflere sahip olmayan öğrencilerde de sınav kaygısının yükselmesi oldukça olasıdır. 

Es geçilmemesi gereken önemli noktalardan biri ebeveynlerin kaygı durumudur. Çünkü kaygı bulaşıcı bir duygudur ve ebeveyn –özellikle kaygılı anne- çocukta da yüksek kaygının görülme ihtimalini oldukça arttırır. 

Peki Ne Yapabiliriz ?

Her yıl milyonlarca öğrenci liseye ve üniversiteye geçiş sınavlarına girmektedir. Çoğu öğrenci ve veli için öğrencinin geleceğini şekillendirecek belki de en önemli adım bu sınavlarda başarılı olmaktır. Bu sebeple özellikle son sınıf öğrencileri bu sınavlarda başarılı olabilmek için yoğun bir hazırlık dönemine girer. Ortaya çıkan bu yorucu süreç, sınavın başarıyı ölçmek için kullanılan bir araç olmasından çok; geleceği şekillendirmede amaç olarak algılanmasını beraberinde getirir. Bununla birlikte çoğu birey, öğrendiklerinden daha çok; kendi kişiliklerinin değerlendirildiği düşüncesini yoğun olarak taşımakta, bu da gerçek performanslarını sergilemede onlara ket vurmaktadır. 

Elbette ki sınav başarısı geleceğin şekillenmesinde büyük bir öneme sahiptir. Ancak gerek öğretmenler olarak gerekse aileler olarak sınava olduğundan çok daha fazla anlam yüklemek, ulaşılması gereken tek amaç olarak görmek öğrencilerde sınava yönelik gerçekçi olmayan düşüncelerin oluşmasına sebep olabilmektedir. Örneğin “Bu sınavı kazanamazsam herkes aptal olduğumu düşünecek.” veya “Şu okulu kazanamazsam hayatım boyunca başarısız olacağım.” gibi düşünceler bunlardan bazılarıdır. 

Sınav kaygısını yükselten sınavın kendisinin stres verici özelliği değil, kişinin olayı değerlendiriş biçimi olduğu söylenebilir. Nitekim aynı sınava milyonlarca öğrenci girer ancak her birinin sınav kaygısı seviyesi farklıdır. Kalıplaşmış, kaygıyı arttıran düşüncelerin farkına varıp, bu düşüncelerin alternatiflerini geliştirme sınav kaygısıyla başa çıkmanın önemli bir bölümüdür. Bu noktada özellikle aileler çocuklarının sınava yönelik düşünceleri ile ilgili konuşmalıdır. Çünkü duyguları ifade etmek, onlarla yüzleşmek çözüme giden yoldaki ilk adımdır.

Endişe ve Beklentiler

Sınav kaygısı yaşayan çoğu çocuk, ailesinin emeklerini boşa çıkaracağından endişe eder. Ebeveynler bu süreçte sık sık çocuklarına koşulsuz sevgisini hissettirmelidir. Ebeveynler tavırları ile çocuğun ailesi için değil kendi geleceği için çaba harcadığına kanaat getirmesini sağlamalıdır. Bu aynı zamanda çocuğun içsel motivasyonunu da arttıracaktır. 

Ebeveyn çocukla ilgili beklentilerini gerçekçi bir seviyede tutmalı ve bu beklentiyi baskıya dönüştürmemelidir. Hedefler bir paket program gibi öğrenciye takdim edilmemeli. Ebeveyn ve çocuk birlikte ulaşılabilir ortak hedefler belirlemelidir.

Bazı çocuklar sahip olduğu başarıyı daha düşük görme eğiliminde olabilmektedir. Çocuğu takdir etmek önemlidir. Fakat burada kontrollü ve gerçekçi olunmalıdır. Hiç takdir etmemek ne kadar zararlı ise abartılı ve gerçekçi olmayan takdir cümleleri de o kadar zararlıdır.

Sınavlar sadece birer fırsattır. Bu fırsatların bir şekilde telafisi vardır. Aileler, öğrenciye sınavın bir ölüm kalım meselesi olmadığını, yararlanılması gereken bir fırsat olduğunu, bu fırsat kaçırılsa bile hayatta başka fırsatların onu beklediğini anlatmalıdır.

Çocuk  başkaları ile kıyaslanmamalıdır. “Komşunun çocuğu sana göre daha başarılı.” gibi cümleler kurulmamalıdır.

Çocuğa, sınavların onun kişiliğini değerlendiren bir ölçü olmadığı, kazanmak kadar kaybetmenin de hayatın bir parçası olduğu, sınavda başarısız olmanın hayatın sonu olmadığı anlatılmalıdır. 

Oturduğumuz sürece korkular yaratırız. Harekete geçtiğimizde ise korkularımızın üstesinden geliriz.” 

Dr. Henry Link

Yazar

Psikolojik Danışman Sema YÖN

Kaynakça

Engin Geçtan, İnsan Olmak, 21. bs. (İstanbul: Metis, 2021). 

Pınar Çetinay Aydın, “Kaygı ve Endişe”, Türkiye Klinikleri ve Psikiyatri Duygulara Dair Özel Sayısı, C.10, (2017): 2-10

Gül Keziban DUMAN, İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Durumluluk Sürekli Kaygı Düzeyleri ile Ana-Baba Tutumları Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi, (İzmir: 2008)

Sınav Kaygısı ile Baş Etme Psikoeğitim Grubunun Geliştirilmesi, https://ispartaram.meb.k12.tr [15.05.2021]

Sınav Kaygısı ile Baş Etme Yolları, https://ulamisoo.meb.k12.tr [20.15.2021]


Konuyla İlgili Diğer Yazımız

Mükemmeliyetçi Tutum ve Hasarlı Çocuk

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir