Büyüklerden birine sormuşlar:
– Edebi kimden öğrendin?
-“Edepsizlerden” demiş Allah dostu. “Onlardan görüp beğenmediğim hareketleri yapmaktan sakındım.”
Ne kadar derin ve düşünmeye teşvik edici bir cevap değil mi? Buradan yola çıkarak biz de şöyle sorsak:
-Zamanı verimli kullanmayı kimden öğrendin?
-Zamanını verimsiz geçirip, pişman olanlardan.
Peki verimsiz geçirenler, zamanını boşa harcayanlar -sonradan pişman olsalar bile- ne yapmış olabilirler acaba? Yapılan hatalardan ibret alıp, geçmişimiz ve kendimiz için neler yapabiliriz dersiniz?
Hani bazen insanlar isyana varan sözler söylerler, dünyada bazı şeylerin herkese eşit oranda verilmediğine dair. Zaman, bu itirazların dışında olmalıdır bence zira her ırka her cinse her kariyer sahibine, işsize, zengine, fakire “gün” yirmi dört saattir. Kimsede daha fazlası yok! Bununla birlikte İbn Abbâs’ın naklettiğine göre Hz. Peygamber (as) şöyle buyurmuştur: “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: “Sağlık ve boş zaman.” (Buhârî, Rikâk, 1) Her kula eşit olarak dağıtılmış, biz kulların onu “gün, ay, yıl” diye isimlendirdiği zaman, kullanmak noktasında en çok hataya düştüğümüz nimetlerden. Elimizde bir miktar para olduğunda, onu nasıl, nereye, ne kadar harcayacağımızla ilgili hesaplar yaparız. Belki bir bütçe planı bile yaparız, girdi-çıktı, ekstralar vb. diye. Peki bize verilen zaman nimetine de bu mantıkla yaklaşamaz mıyız? O halde hepimiz için eşit olan zamanı, mesela yirmi dört saatlik bir günü ele alarak üzerine biraz konuşalım:
Yirmi dört saati kabataslak biçimde hayatımız için elzem şeylere göre planlasak mesela: Uyku saatleri, çalışma-okul saatleri üç aşağı beş yukarı herkeste eşit. Günün geriye kalan üçte birinde yapılan doğru veya yanlışlar, insanların hayatına yön verir. Yani biz, uyku ve iş-okul vakitleri dışında yaptığımız şeylerle kendimizi ve hayatımızı inşa ediyoruz.
Zaman için iyi bir kişisel bütçe planı yapmakla işe başlamak güzel olmaz mı? Boş bir kâğıda, bir tahtaya veya dijital bir platforma -ne olduğu önemli değil, önemli olan ne yaptığımızın farkında olmak!- gelecek ve şu an ile ilgili düşüncelerimizi yazalım. Şimdi, yani “bugün ne yapmaktayım?” Hatta biraz detaylandırıp “ neyi, ne kadar sürede yapıyorum?” da yazabiliriz. Bir nevi farklı bir otobiyografi yazmaktan bahsediyorum. Yemeğe ayırdığımız zaman, düzen, kişisel bakım, bizim sorumluluğumuzda olan diğer şeyler hatta ibadete ayırdığımız vakitler… Kendimizi tanımaktan korkmayalım, yazalım. Stephen R. Covey bir kitabında yazmanın önemiyle ilgili şu cümleleri kurmuştur: “Düşünceleri yazmak, itirazları not almak adeta bilim adamının laboratuvarı, matematikçinin formülleri gibidir.”
Zaman Yönetimi
Bundan sonra “gelecekte ne yapacağım?” sorusuna önce genel cevaplar verip sonra detaylandıralım. Kariyer planları, tecrübe edilmek istenen hobiler, okunacak kitaplar, öğrenilecek yabancı diller… Uzayıp giden bu liste için alt başlıklar oluşturmak bizim sınırlarımızı çizerek gerçek hayatta kalmamızı sağlayacaktır. Önceliklerim, aktif olmak istediklerim, olmasa da olur dediklerim gibi. Şimdi ile gelecek listelerini inceleyip kendimize uygun bir “zamanla ilgili kişisel bütçe planını” oluşturabiliriz.
Kendimizi tanımak ve dolayısıyla zamanımızı etkili kullanmak adına yapacağımız bu ön çalışma zihnimizde sakinliğe ve sadeliğe vesile olur.. Psikolog Beyhan Budak’ın şu cümlelerine kulak vermek gerek: “Zihnimizin bir özelliği vardır, eğer ki bir düşünce sonuca ulaşamamışsa ve yarım kalmışsa zihin durmadan yarım kalanı tamamlamaya çalışır. Çünkü zihnimiz belirsizliği sevmez. Ve bu ucu açık kalan düşüncelerle ilgili bir çözüm elde edemiyorsak, bunlar çöp düşüncelerdir.” Çöp düşüncelerden arınmak için, önceliklerimiz ve diğerlerini belirledikten sonra yirmi dört saatimizin içine onları serpiştirmek kolay olacaktır.
Burada saati saatine uyulması gereken ve yapamadığımızda bizi strese sokan ya da ümitsizleştiren bir plandan bahsetmiyorum. Bahsettiğim şey; ertesi gün uyandığımızda yapacağımız şeyleri biliyor olarak yataktan kalmak. Covey der ki: “Önceliklere göre örgütlenip uygulamaya geçin.” Uyandığımızda, yataktan kalkıp hızlıca hayata karışabilmemiz için güçlü sebeplerimiz olmalı. Aksi takdirde yüz yıkamak, giyinmek bile zaman denen hazinemizden boşa giden çıktılar olacaktır.
Süreklilik, zamanı iyi kullanmak için gerekli kavramlardan biri. Bossuet diyor ki: “az da olsa her gün biraz yeter; durmazsak yavaş da olsa ilerleriz.” Öte yandan “Zihinsel çalışma için sadece düzenli olmak değil süreklilik de çok önemlidir” der Jules Payot. Hz. Peygamber’in (a.s) “Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.”( Ebû Davûd, Tatavvu, 27) hadisi de bu hakikate işaret eder. Rutinlerimiz olmalı, gelecekte olmak istediğimiz hayata, elimizdeki zamanı kullanarak ulaşabilmek için. Küçük şeyleri küçümseyen yok olmaya mahkumdur. Önceliklerimizden seçtiğimiz, az ama sürekli, her gün her hafta yapageldiğimiz şeyler zaman kullanımı hususunda bizi mutmain edecektir.
Yazar
Özlem ÖZDEMİR
Kaynakça
Stephen R. Covey, Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı, İstanbul, 2020, s.119
Beyhan Budak, Kendine İyi Davran Güzel İnsan, İstanbul: Destek, 2019
Stephen R. Covey, age. s.169
Jules Payot, İrade Terbiyesi, İstanbul, Ediz,2019
Yazarın Diğer Yazılarına Bakabilirsiniz

