İş, eğitim, ziyaret vb. nedenlerle farklı şehirlere seyahatler düzenleriz. Bu seyahat süresince kimi zaman çeşitli müzelerin önünden geçeriz kimi zaman da ana yollarda yönlendirme tabelalarındaki isimlerine tanıklık ederiz. Eğer müzenin içeriği ilgi alanımıza giriyorsa plansız bir ziyaret bile yapabiliriz. Belki de sık sık önünden geçtiğimiz ve tam olarak ilgilendiğimiz alanlardan eserler içeren bir müzeyi yakından tanıma şansını kaçırıyoruzdur. İstanbul Fatih’teki Gülhane Parkı içerisinde yer alan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi işte tam olarak böyle bir konuma sahip diyebiliriz. Bu uzun ve büyük Gülhane Parkı’na yaz kış demeden günde kim bilir kaç ziyaretçi geliyor ve parkın tam ortasında boylu boyunca duran bilim tarihi müzesini fark etmeden gidiyor. Halbuki küçüğünden büyüğüne hemen hemen her yaş grubunun ilgisini çekebilecek kadar geniş çaplı konu içeriklerine sahip bir müzeden bahsediyoruz.
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, 2008 yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’in emekleriyle kurulur ve alanında Türkiye’de ilk olması açısından büyük bir önem arz etmektedir. Müzenin kuruluşunda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Frankfurt Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü, Türkiye Bilimler Akademisi (TUBA) ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) da etkili olur. Frankfurt’ta yaşamını sürerken yaptığı çalışmalar neticesinde Fuat Sezgin’in amacı İslam bilimler tarihi içerisinde Müslümanların ortaya koydukları ya da diğer kültürlerden alarak geliştirdikleri alet ve cihazların dünyadaki ilk örneklerini kapsayacak bir müze kurmaktır ve bu alandaki ilk müze orada açılır. Daha sonra bu arzusunu Türkiye’ye taşır ve 700’den fazla eser 3.500m²’ lik bir alana sahip olan Has Ahırlar Binası’nın restore edilmesiyle burada sergi alanına kavuşur. 8. ve 16.yüzyıllar arasında İslam medeniyetinin ortaya koyduğu, geliştirdiği bazı icatların model ve maket koleksiyonları müzede yer alır.
Bilimler tarihinin ortak bir mirasla sürdürülebilirliği inancıyla yola çıkan Fuat Sezgin, müzedeki koleksiyonların, Arap-İslam yazma eserleri üzerinde uzun süren çalışmalar neticesinde derlenmesini sağlamıştır. Astronomi, saat teknolojisi, denizcilik, savaş teknolojisi, tıp, madenler, fizik, matematik-geometri, şehircilik ve mimari, optik, kimya ve coğrafyada çeşitli harita çizimleriyle her alana özgü maketler ziyaretçilerin görsel olarak hayal dünyalarına farklı birer pencere açmaktadır. Astronomi bölümündeki gök küreler, rasathaneler, gün dönümü halkası ve usturlaplar müze içerisinde en çok dikkat çeken eserlerden bazılarıdır. Abdurrahman el-Hazinî’nin 12.yy’da tasarladığı su ve ağırlık ilkesine göre hareket eden dakika terazisi; Cezerî’nin kendi eserinde çizimine de yer verdiği filli su saati ve 16.yy’da Takiyyüddin’in yaptığı mekanik saat gibi alanında öncü ilim insanlarının bazı icatlarının kopya edilmiş versiyonları da ziyaretçiler tarafından ilgi odağı haline gelmiş eserlerdendir. Aynı zamanda her koleksiyonun yanında yer alan üç farklı dildeki açıklamalı levhalar ziyaretçileri kısa ve öz bilgilerle donatmaktadır.
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi sadece içerisinde değil bahçe kısmında da önemli bir esere ev sahipliği yapmaktadır. Abbasi Halifesi Me’mun’un 9.yy’da yapılmasını istediği Dünya haritasının kopyasını üzerinde taşıyan bir yerküre tam olarak müzenin ön kısmında yer almaktadır. Aynı zamanda İbn Sina’nın el-Kanun fi’t-tıb isimli eserinde bahsettiği tıbbî bitkilerden 26 farklı çeşidi müzenin hemen yakınında İbn Sina Botanik Bahçesi’nde bulunmaktadır.
Kendi alanında bir ilke sahip olan bu kıymetli müzenin kurucusu ve bilim tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin’in 94 yıl süren hayatı boyunca en büyük arzusu, genel bilimler tarihinde Müslümanların yadsınamayacak kadar büyük olan ve yeterince tanınmayan katkılarını ortaya çıkarabilmek ve yanlış olarak bilinen genel kabulleri değiştirebilmekti. Bu amaca hizmet olarak da Türklerin kendi medeniyetlerindeki üstün başarılarını daha somut şekilde sunmak adına oldukça önemli bir konuma sahip olan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, doğu ve batı arasında tamamıyla bir bağlılık sağlamakla birlikte İslam dünyasındaki 800 yıl süregelen gelişim çağında ortaya çıkan aletlerin reprodüksiyonlarını görmek adına son derece değerli bir yere sahiptir.
Yazar
Rananur ATEŞ
Kaynakça
TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul, 2006, c. 32, s. 240-243.
İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı
İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi
Yazarın Diğer Yazılarına Bakabilirsiniz

