EĞİTİM

Bitmeyen Serüven

İnsan dünyaya hiçbir şey bilmeden gelir ve geldiği andan ölümüne kadar bir öğrenme serüveni içindedir. Yürüyemez, yürümeyi öğrenir; konuşamaz, konuşmayı öğrenir, yabancı dil öğrenir. Bilerek ya da bilmeyerek kendilerine yeni bilgiler ve beceriler katar. Çağlar geçer, yeni düzenler kurulur, yeni bilgiler doğar, sürekli devam eden değişim ve gelişim vardır. Bu da öğrenme ihtiyacını doğurur. Bireyler ise yaşadığı çağa uyum sağlamak, rekabetin içinde kendilerine yer bulmak adına kendilerini geliştirme eğilimi göstermektedir. Bu eğilim toplumun her alanında, yaş, cinsiyet, statü farkı ayırmaksızın karşımıza çıkmaktadır. 

Son yıllarda bireyler kişisel, sosyal ve mesleki gelişimlerine daha fazla önem vermeye başlamışlardır. Geleneksel eğitimin yetersiz olduğu görülmüş, yeni bilgi ve beceriler kazanmak adına kendilerine geliştirmek için yeni yollar aramaya başlamışlardır. Bu ihtiyacı göz önünde bulunduran Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2018 yılında Resmi Gazete’de yayımladığı Hayat Boyu Öğrenme Kurumları Yönetmeliği ile Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü kuruldu. Öğrenmeyi teşvik (sadece) geleneksel eğitim kurumlarının sorumluluğundan alınarak kütüphanelere, yerel yönetimlere, işverenlere, sosyal hizmet kuruluşlarına verildi. Ayrıca İşkur kursları, üniversitelerin sürekli eğitim merkezleri, halk eğitim merkezleri, açık öğretim okulları, yükseköğrenim, yurt dışı eğitim olanakları ve e-öğrenme kaynakları hayat boyu öğrenme kurumlarıdır. Avrupa Birliği ise hayat boyu öğrenme kavramını “her bir ferdin bilgi, yetkinlik ve becerilerini; şahsi, toplumsal ya da profesyonel anlamda ilerlemeyi sağlayan tüm aktiviteler” şeklinde tanımlamıştır. (Avrupa Komisyonu, 2002, s.4).

Hayat boyu öğrenmenin temel amacı, zaman, mekân ve yöntem sınırı bulunmadan eğitim ve öğrenmeyi toplumun tüm kesimlerine yaymak, bireylerin içinde yaşadıkları bilgi toplumuna uyumunu sağlamaktır. Aynı zamanda bireylerin sosyal ve ekonomik olarak yaşamın tüm basamaklarına katılımını teşvik etmek ve gelişen nitelikli iş gücü ile ülke ekonomisine yapılan katkı sonucunda refah düzeyinin artmasını ve gelecekte güçlü bir toplumun oluşturulmasını sağlamaktır. Bu amaç ile 1990’lı yıllardan itibaren hayat boyu öğrenme, birçok ülke tarafından eğitim sistemlerine entegre edilmeye başlanmış ve bu yönde politikalar yürürlüğe girmeye başlamıştır. Yeni eğitim sisteminde birey merkezli, bütün eğitim ve öğretim teorilerini kapsayan model oluşturulmuştur.

Bu durum bizlere şu gerçeği hatırlatmaktadır: “Okumanın yaşı yoktur.” Kendini geliştirmek isteyen, hayattan kopmadan yaşadığı çağa uyum sağlamak isteyen herkes için bu kursların kapıları açıktır. Yeter ki içimizdeki öğrenme isteği solmasın.

Yazar

Senanur ÇELiKBAŞ


Yazarın Diğer Yazılarına Bakabilirsiniz

Hem Mülteci Hem Öğrenci Olmak

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir