İnsanın dil öğrenim süreci her ne kadar doğal gelişen bir durum gibi görünse de üstünde durup düşünülünce hayret uyandırıcı bir olay. Dil öğrenmek için almamız gereken rol modeller sekiz, on, on iki dil bilen yetişkin polyglotlar (çok dil bilen) değil de çocuklardır, kendi çocukluğumuzdur belki de. Ben bir Türküm, bunun tabii sonucu olarak da Türkçe konuşuyorum ve bunda hiçbir zorluk yaşamıyorum. Ama bunu nasıl başardım? Doğduğumda etrafımla iletişimimi birtakım anlamsız sesler ile sağlıyorken nasıl oldu da kelimeler öğrendim, onları doğru telaffuz ettim ve bu kelimelerle cümleler kurdum?
Bunun iki kilit taşı var aslında: gözlem ve taklit.
“Dil öğrenmek için öncelikle o dili kullanmaya ihtiyaç duymamız lazım. Bu koşulların sağlanması lazım ki biz ancak o şekilde öğrenelim. Çok ciddi bir duygusal istek yaratmamız lazım.’’ diyor Sinan Canan. Aynı zamanda şöyle başka bir cümle kuruyor: “Özellikle 7 yaşına kadar kişi kaç dil öğrenirse onları ana dili gibi kullanabiliyor.’’ Çünkü bahsettiği bu ihtiyaç en çok bu yaşlar arasında hissediliyor.
Çocuk doğduğu andan, biyolojik gelişiminin elverip konuşmaya başladığı süreye kadar ve sonrasında bilinçli ya da bilinçsiz devamlı olarak etrafını dinler, izler, gözlem yapar, gördükleri ve duyduklarını taklit etmeye çalışır. Çünkü etrafındaki dünya ile bağ kurabilmek için başka bir şansı yoktur. İçinde bulunduğu ortama uyum sağlamak için kendilerini ifade edebilen kişilerin yaptıklarını yapmalıdır. Yani kendini suya atıp nasıl yüzeceğini o sırada etrafında kulaç atanlara bakarak öğrenmeye çalışmaktadır aslında. İşte bu cesareti çoğu yetişkin bulamıyor kendinde. Değil kulaç atmak, elini suya daldırmak bile zor birçoğumuz için. Konuşmaya yeni yeni başlayan bir çocuğu hayal edin, kurduğu cümlelerin ne kadarı gramatik açıdan doğru? Kelimeleri ne kadar doğru telaffuz edebiliyor? Sayıları ya da günleri sayacak diyelim, doğru sırayla mı gidiyor? Düşününce bulunacak çok kusur var ama sonunda bu çocuğun profesyonel bir yüzücü olduğuna şahitlik ediyoruz.
Yalnızca taklit ile profesyonel olunmuyor tabii ki, yaşı ilerledikçe aldığı eğitim bunun pekişmesini sağlıyor. Ama eğitim alana kadar ya da çoğumuzun yaptığı gibi dil bilgisi öğrenene kadar konuşmamazlık durumu olmuyor. Varmaya çalıştığım nokta tam da bu aslında.
Herhangi bir dili, kurallarını bilmeden konuşmak çok zor kabul ediyorum ama yeni başlayan bir kişi elbette ki dil bilgisi hataları yapacak, elbette ki kelimeleri yanlış telaffuz edecek ve elbette ki kendini tam olarak istediği gibi ifade edemeyecek. Bunlar -tekrar çocukluğumuza dönersek- çok doğal ve zaten olması gereken şeyler.
Hatırlayalım, öğretmenlerimiz hep ne derdi? Yanlış yapmaktan korkmayın, yaptığınız yanlışın ardından öğrendiğiniz doğru ve kalıcı olan bilgidir.
Gelişen teknolojiyle birlikte yaşadığımız hızlı hayatların bizi çoğu konuda tahammülsüz kıldığı ortada. Bu sebeple yazdığımız mesaja hemen cevap verilmesi, sipariş ettiğimiz yemeğin hemen kapımızda olması, yaptığımız bir işi hemen bitirebilmek ve öğrenmeye başladığımız bir dili çok kısa sürede akıcı bir şekilde konuşabilmek istiyoruz. Çünkü başardığımızı somut olarak görmeden, sürekli tökezleyerek ilerlemek çok zor.
Örnek almamız gereken minikler önce elleri üstünde gezinmeye başlıyor. Ardından defalarca yere düştükten sonra tekrar tekrar ayağa kalkmaya çalışıp yürümeyi başarıyorlar. Tıpkı yaptıkları sayısız yanlış telaffuzun onları doğru konuşmaya ulaştırdığı gibi.
Evet, çok şanslılar ki etraflarındaki herkes öğrenmeleri gereken dili konuşuyor ve dolayısıyla sürekli bu dile maruz kalıyorlar. Ama biraz evvel bahsettiğim bizi tahammülsüz kılan teknolojinin, işte bu noktada faydası tartışılmaz derecede büyük. Artık öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu ülkede olmasanız bile etrafınızı bu dili bilenlerle çevreleyebilirsiniz. Sesli, görüntülü, yazılı kaynak ya da hedef dilinizde konuşan insan bulmak artık eskiden olduğu gibi zor değil. Diğer bir deyişle, öğrenmek istediğiniz dil için tıpkı çocukluğumuzda olduğu gibi o ülke sınırlarında doğmuş olmanız gerekmiyor. Kendi mini ülkenizi kurup, yeni doğmuş bir kahraman olabilirsiniz.
Yazar
Habibe TUNGAÇ
Kaynakça
Çocuklara Yabancı Dil Öğretmek için 5 İpucu
Dil Öğrenmeye Kaç Yaşında Başlanılmalı?
Yazarın Diğer Yazılarına Bakabilirsiniz


👏👏