EBEVEYN

Dünyanın Çocuk Hali

Başka dünyalara dahil olmak.

Dünyanın en saf haline şahit olmak.

Beynin sınırlarını aşmak ve bir çocuğun kalbine dokunmak.

O dünya da kaybolmak.

Ve kendini bulmak.

Kendini kaybetmek.

Yeniden bulmak….

Biz yetişkinlerin kendi dünyaları olduğu gibi çocuklarımızın da kendilerine has bir dünyaları vardır. Bizim dünyamızın epey uzağında ve bizim dünyamıza hiç benzemeyen bir alanları. Onları anlamakta güçlük çekmemizin en büyük sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Farklı mecralardan seyrediyoruz kendimizi.

Ayı.

Güneşi.

Ağacı.

Kuşu.

Arabayı.

İşte oyuncaklar, oyun alanları bizim evlatlarımızın kendi dünyaları. En özgür oldukları alan. Bundan dolayıdır ki; bir çocuğun oyununu bozduğunuzda yahut sevdiği bir oyuncağına bir zarar geldiğinde tepkileri daha şiddetli olur. Çünkü dünyaları başlarına yıkılmıştır.

Bu demek değildir ki; evlatlarımızı oyuncaklara emanet edip, onlara ayak bağı olmayalım. O dünyaya dahil olmayalım. Tam aksine. Bizlerin en büyük yatırım aracımız olan evlatlarımızın dünyalarında her daim var olalım. O dünya da bizler de onlar gibi özgür olalım. Kalbin sınırlarını aşalım. Beynin sınırlarını aşalım. O güzel yüreklere dokunalım.

Geçmişe dönüp baktıklarında akıllarında dört tarafı oyuncaklarla kaplı tek başına o dünyada kalmış bir çocuk fotoğrafı kalmasın. Aradıkları ve bulamadıklarında bir ömür boyu da arayacakları o sevgiyi, ilgiyi, merhameti onlara kendi dünyalarında da verelim. Dışarıdan baktığımızda ne kadar mutlu oynadıklarına şahit olsak da bizlerin dâhil olmasıyla beraber asıl mutluluğu tattıklarına şahit olacağız. Onları bu eşsiz duygulardan mahrum etmeyelim.

Etmeyelim ki; sağlıklı bireyin tohumları atılsın toprağa.

O toprak yeşersin meyve versin.

O meyve şifa olsun âdemoğluna.

İzin verelim, kendi dünyamıza da dâhil olsunlar. Yapamazsın, edemezsin, beceremezsin, sen git odanda oyna gibi olumsuz cümlelere hapsetmeyelim bu gönülleri. Bir kek hamuru da tebessüm ediversin, elektrik süpürgesi de uçak vazifesi görüversin, çehrelerimiz de boyalardan nasibini alıversin, ayaklarımız da çamurlu suyun tadına bakıversin.

Gönüllerimiz en saf gönülde dinlensin.

Gönüllerimiz bir çocuk kahkahasına eşlik etsin.

Gönüllerimiz, gönüllerinde yer etsin.

Ardımızdan bir gönül bırakalım dünyaya.

Yazar 

 Neriman SEÇKİN


Yazarın Diğer Yazılarına Bakabilirsiniz

Emaneti Yüklenen İnsan

Ramazan’ı Hissetmek

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Yorum

  1. Ayşe Akkaya Alan says:

    Kalbe dokunan bir yazı, kaleminize kuvvet Neriman hanım 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir